Boşanma, evlilik birliğinin mahkeme kararıyla sona erdirilmesini ifade eden hukuki bir süreçtir. Türkiye’de boşanma davaları Aile Mahkemeleri tarafından görülmektedir ve süreç, tarafların boşanma türüne (anlaşmalı veya çekişmeli) bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Özellikle iyi bir boşanma avukatı ile çalışmak, hukuki hakların en iyi şekilde korunmasını sağlarken, sürecin hızlı ve etkili bir şekilde tamamlanmasına yardımcı olur.
Türk Medeni Kanunu’na göre boşanma, evlilik birliğinin temelden sarsılması veya kanunda sayılan özel boşanma sebeplerinden birinin gerçekleşmesi durumunda mahkemeye başvurularak evliliğin sona erdirilmesidir. Boşanma davası açmak isteyen taraflar, Türk hukukunda düzenlenen anlaşmalı boşanma veya çekişmeli boşanma seçeneklerinden birini tercih ederek hukuki süreci başlatır.
Boşanma davasının en kritik noktalarından biri, tarafların haklarını doğru bir şekilde talep edebilmesi ve hukuki prosedürleri eksiksiz yerine getirmesidir. Bu noktada boşanma avukatı, İstanbul gibi büyük bir şehirde, yoğun dava yükü olan mahkemelerde süreci hızlandırmak açısından kritik bir rol oynar.
İstanbul gibi büyük bir metropolde boşanma davası açmak isteyen kişiler, davayı şu iki mahkemeden birinde açabilir:
Yetkili aile mahkemesinde boşanma davası açılabilir.
Aile mahkemesi olmayan yerlerde ise;
İstanbul’daki yoğun dava yükü nedeniyle boşanma davalarının süresi değişkenlik göstermektedir. Anlaşmalı boşanma davaları ortalama 1-2 ay içinde sonuçlanırken, çekişmeli boşanma davaları 1 ila 3 yıl arasında sürebilmektedir. Boşanma avukatı, sürecin daha hızlı ilerlemesini ve olası hukuki hataların önüne geçilmesini sağlayabilir.
Boşanma davaları yalnızca hukuki işlemlerden ibaret değildir; aynı zamanda maddi, manevi ve psikolojik açıdan da tarafları etkileyen karmaşık bir süreçtir. Doğru bir boşanma avukatı seçmek, sürecin daha adil, hızlı ve hak kaybı yaşanmadan sonuçlanmasını sağlar. İstanbul’da boşanma davalarında uzman bir avukat ile çalışmak, özellikle nafaka, velayet, tazminat ve mal paylaşımı gibi kritik konularda avantaj sağlar.
Melisa Gündoğdu Özbek: Mal Rejimi ve Boşanma Hukuku Konusunda Uzman
Melisa Gündoğdu Özbek, özellikle mal rejimleri ve boşanma hukuku konusunda Türkiye’de en yetkin isimlerden biri olarak öne çıkmaktadır. Kendi alanında yazdığı ve akademik çalışmalara da konu olan “Yasal Mal Rejiminin Tasfiyesinde Eklenecek Değerler ve Uygulaması” kitabı, boşanma sürecinde tarafların mal paylaşımına ilişkin hak ve yükümlülüklerini detaylı bir şekilde ele almaktadır.
Mal paylaşımı davaları, boşanma sürecinde en çok hata yapılan ve hak kaybına yol açan konulardan biridir. Bu süreçte iyi bir boşanma avukatı, müvekkilinin menfaatlerini koruyarak süreci adil bir şekilde yürütmelidir. Melisa Gündoğdu Özbek’in mal rejimi tasfiyesi konusundaki uzmanlığı, müvekkillerine bu süreçte büyük avantaj sağlamaktadır.
Melisa Gündoğdu Özbek’in Boşanma Davalarındaki Farkı
Boşanma davasında nafaka, tazminat, velayet ve mal paylaşımı gibi konularda müvekkilinin haklarını en iyi şekilde savunur.
Özellikle edinilmiş mallara katılma rejimi, kişisel malların korunması, ev, araç ve ziynet eşyalarının paylaşımı gibi konularda en doğru hukuki stratejiyi belirler.
Çekişmeli boşanma davaları yıllarca sürebilir. Deneyimli bir avukat olarak mahkemeye sunulacak delillerin eksiksiz ve hukuka uygun olmasını sağlayarak süreci hızlandırır.
Boşanma süreci sadece hukuki bir dava değil, aynı zamanda hayatınızı etkileyen önemli bir karardır. Melisa Gündoğdu Özbek, müvekkillerinin bu süreci en az hasarla atlatabilmesi için gerekli psikolojik desteği de sağlar.
Boşanma davasında WhatsApp yazışmaları, tanık beyanları, banka hesap dökümleri ve diğer hukuki delillerin mahkemeye sunulması büyük önem taşır. Melisa Gündoğdu Özbek, bu süreci hukuka uygun ve stratejik bir şekilde yöneterek müvekkilinin haklarını en iyi şekilde korur.
Boşanma davalarında avukat seçimi, maddi ve manevi kayıpların önlenmesi açısından kritik bir öneme sahiptir. Melisa Gündoğdu Özbek’in mal rejimi tasfiyesi, boşanma hukuku ve nafaka davalarındaki uzmanlığı, müvekkillerine süreci en iyi şekilde yönetme fırsatı sunmaktadır. İstanbul’da hak kaybı yaşamadan boşanma sürecinizi yönetmek için profesyonel bir boşanma avukatı ile çalışmanız büyük önem taşır.
Boşanma davaları, tarafların boşanma sürecindeki tutumlarına ve hukuki gerekçelerine göre farklı türlere ayrılır. Boşanma avukatı ile çalışan kişiler, davalarının türüne göre en uygun hukuki stratejiyi belirleyerek süreçlerini daha hızlı ve hak kaybı olmadan tamamlayabilir.
Boşanma davaları temel olarak anlaşmalı boşanma ve çekişmeli boşanma olarak iki ana kategoriye ayrılmaktadır. Ancak yabancı unsurlu boşanma ve evliliğin iptali gibi özel boşanma türleri de bulunmaktadır.
Anlaşmalı boşanma davası, tarafların tüm hukuki konular üzerinde anlaşarak boşanmaya karar verdikleri bir dava türüdür.
⚠️ Anlaşmalı boşanma süreci, hukuki hatalar olmaması için mutlaka boşanma avukatı rehberliğinde yürütülmelidir.
Tarafların nafaka, velayet, mal paylaşımı veya boşanma sebebi gibi konularda anlaşamaması halinde açılan boşanma davaları çekişmeli boşanma davası olarak adlandırılır.
Taraflardan birinin yabancı uyruklu olması veya evliliğin yurt dışında gerçekleşmesi durumunda uluslararası boşanma (yabancı unsurlu boşanma) söz konusu olur.
Yabancı Unsurlu Boşanma Davalarında Dikkat Edilmesi Gerekenler:
⚠️Yabancı mahkemelerden alınan boşanma kararlarının Türkiye’de geçerli olabilmesi için tanıma ve tenfiz davası açılması gerekmektedir.
Bazı durumlarda evlilik baştan itibaren geçersiz olabilir veya eşler boşanmak yerine geçici bir ayrılık kararı almak isteyebilir.
Evlilik sona erdirilmeksizin eşlere belli bir süre ayrı yaşama hakkı tanınır.
Bu süre sonunda çiftler ya evliliklerine devam eder ya da boşanma davası açar.
Boşanma davası, eşler arasındaki evlilik birliğinin sürdürülemez hale gelmesi durumunda açılır. Türk Medeni Kanunu (TMK) 161-166. maddeleri boşanma sebeplerini açıkça düzenlemiştir.
Boşanma avukatı ile çalışan kişiler, davalarını doğru gerekçelerle açarak mahkeme sürecini hızlandırabilir ve hak kaybı yaşamadan süreci tamamlayabilir. Boşanma sebepleri, genel ve özel sebepler olarak ikiye ayrılır:
Genel boşanma sebepleri, eşlerin evlilik birliğini devam ettirememesi durumunda başvurabileceği en yaygın boşanma sebebidir.
Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması (Şiddetli Geçimsizlik) – TMK 166
Mahkeme, evlilik birliğinin sürdürülemez olduğuna kanaat getirirse boşanma kararı verir. Ancak kusur oranı tazminat, nafaka ve velayet gibi konularda belirleyici olacaktır.
Zina, evlilik içinde eşlerden birinin başka biriyle cinsel birliktelik yaşamasıdır.
Zina Sebebiyle Boşanma Davasında Dikkat Edilmesi Gerekenler:
Örnek Yargıtay Kararı:
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 2016/23757 E., 2018/10860 K. sayılı kararı“Yapılan yargılama ve toplanan delillerden, mahkemenin de kabulünde olduğu üzere; davalı erkeğin evlilik devam ederken, sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığı, ayrı ayrı zamanlarda … isimli kadınlarla otellerde kaldığı, dosya arasına alınan telefon konuşma kayıtlarında da birden fazla kadınla mutad sayıdan fazla konuşma kayıtlarının bulunduğu ayrıca sosyal medya hesabından da erkeğin başka kadınlarla duygusal içerikli yazışmalar yaptığı anlaşılmaktadır. Bu durumda davacı kadının zinaya dayalı (TMK m. 161) boşanma davasının kabul edilmesi gerekirken, yetersiz gerekçe ile reddine karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir.”
Bu durumlar ispatlanırsa, boşanma kesinleşir ve mağdur eş lehine yüksek tazminat ve nafaka bağlanabilir.
Bu sebeple açılan boşanma davalarında, mağdur olan eşin bu durumdan dolayı evlilik birliğinin çekilmez hale geldiğini ispat etmesi gerekir.
Eşlerden biri, haklı bir sebep olmaksızın ortak konutu 6 ay boyunca terk ederse, diğer eş terk sebebiyle boşanma davası açabilir.
⚠️ Dava açmadan önce, boşanma avukatının yönlendirmeleriyle ihtarname çekilmelidir!
⚠️ Eşin hastalığı evliliği çekilmez hale getirmişse boşanma kararı verilir.
Boşanma, yalnızca mahkeme kararı ile gerçekleşebilen bir süreçtir. Türkiye’de boşanma davası açmak için doğru mahkemeye başvurmak, usule uygun bir dilekçe hazırlamak ve gerekli belgeleri sunmak gerekmektedir.
Boşanma avukatının desteğini almak, sürecin hızlanmasını ve hak kaybı yaşanmamasını sağlayabilir. Bu bölümde, boşanma davası nasıl açılır, hangi mahkemeye başvurulmalıdır ve boşanma dilekçesi nasıl hazırlanmalıdır sorularını ayrıntılı şekilde ele alacağız.
Boşanma davası açmak için izlenmesi gereken temel adımlar şunlardır:
⚠️ Önemli Not: Boşanma davasında, hukuki süreleri kaçırmamak ve süreci hızlandırmak için bir boşanma avukatı ile çalışmak avantaj sağlar.
Boşanma davaları, Aile Mahkemeleri’nde görülür. Eğer bulunduğunuz yerde Aile Mahkemesi yoksa Asliye Hukuk Mahkemesi, Aile Mahkemesi sıfatıyla davaya bakar.
Yetkili Mahkeme:
Örnek: İstanbul’da yaşayan bir kişi boşanma davasını İstanbul Anadolu veya İstanbul Avrupa Aile Mahkemeleri’ne açabilir.
⚠️ Boşanma davasının yanlış mahkemeye açılması, süreci uzatabilir!
Boşanma dilekçesi, davanın temel dayanağını oluşturan belgedir.
Dilekçede bulunması gereken temel unsurlar:
İSTANBUL AİLE MAHKEMESİ’NE
(İsim-Soyisim, Tarih, İmza)
⚠️ Önemli Not: Eksik veya yanlış bir dilekçe, davanın reddine sebep olabilir. Bu nedenle bir boşanma avukatından destek almak süreci hızlandırır.
Boşanma süreci oldukça zorlu bir süreçtir. Boşanma avukatı seçimi, davanın sonucu üzerinde doğrudan etkili olabilir.
Deneyimli ve uzman bir boşanma avukatı, müvekkilinin haklarını en iyi şekilde koruyarak sürecin en hızlı ve avantajlı şekilde tamamlanmasını sağlar. Ancak, avukat seçerken dikkat edilmesi gereken birçok önemli kriter bulunmaktadır.
Boşanma avukatı seçerken göz önünde bulundurmanız gereken en kritik unsurları aşağıda paylaşacağız.
Bir boşanma avukatının uzmanlık alanı ve deneyimi, davanın sonucunu doğrudan etkileyen en önemli faktörlerden biridir.
Boşanma Hukuku ve Aile Hukuku Alanında Uzman Olmalı
Türkiye’de avukatlar her türlü davaya bakabilir, ancak boşanma ve aile hukuku konusunda uzmanlaşmış bir avukat süreci daha iyi yönetebilir.
Daha Önce Çekişmeli ve Anlaşmalı Boşanma Davalarına Bakmış Olmalı
Çekişmeli boşanma davaları, uzun sürebilir ve teknik bilgi gerektirir. Nafaka, velayet, mal paylaşımı gibi konularda uzmanlık şarttır.
Uluslararası Boşanma Tecrübesi Olmalı (Varsa Yabancı Unsurlu Davalar İçin)
Eşlerden birinin yabancı olması veya evliliğin başka bir ülkede yapılmış olması durumunda, uluslararası boşanma konusunda deneyimli bir avukatla çalışmak gereklidir.
Öneri: Avukatın geçmiş davalarına ve uzmanlık alanlarına bakarak, boşanma davalarında ne kadar deneyimli olduğunu öğrenmek önemlidir.
Bir avukatın geçmiş başarıları, o avukatın yetkinliği hakkında önemli ipuçları verir.
Referans Kararlar ve Emsal Davalar
Avukatın daha önce kazandığı boşanma davaları, süreci ne kadar iyi yönettiğini gösterir.
Zor Davalardaki Başarı Oranı
Çekişmeli boşanma, velayet veya yüksek miktarlı tazminat davaları kazanmış olması, avukatın tecrübesini kanıtlar.
Boşanma Davalarında Stratejik Çalışmalar
Bir avukatın sunduğu delillerin ve hukuki argümanların mahkemede nasıl kabul gördüğü, davanın seyrini etkileyebilir.
Öneri: Avukatla görüşme sırasında, daha önce benzer davalar kazanıp kazanmadığını sorabilirsiniz.
Bir avukatın müvekkilleriyle olan ilişkisi ve sağladığı hizmet kalitesi hakkında en iyi bilgiyi, eski müvekkillerinin yorumları verir.
Google ve Avukatlık Sitelerindeki Yorumlar
Google Yorumları, Avukatlık Rehberleri, İstanbul Barosu Levhası gibi kaynaklar üzerinden avukat hakkında bilgi toplayabilirsiniz.
Gerçek Müşteri Deneyimlerini İnceleyin
Avukatın eski müvekkillerinden almış olduğu geri bildirimleri inceleyerek iletişim becerisi, dava sürecini yönetme yeteneği gibi konular hakkında fikir sahibi olabilirsiniz.
Çevrenizden ve Tanıdıklardan Öneri Alın
İstanbul’da boşanma avukatı arıyorsanız, tanıdıklarınızdan öneri alarak güvenilir bir avukata ulaşabilirsiniz.
Öneri: Avukatın sadece kazandığı davalar değil, müvekkilleri ile kurduğu iletişim de önemli bir kriterdir.
Boşanma sürecinde avukat ve müvekkil arasındaki iletişim çok önemlidir. Doğru avukat seçimi, hem hukuki süreci kolaylaştırır hem de psikolojik olarak müvekkili rahatlatır.
Ulaşılabilir Olmalı
Avukat, telefon, e-posta veya WhatsApp üzerinden kolayca ulaşılabilir olmalıdır.
Süreç Hakkında Açık ve Dürüst Bilgi Vermeli
Gerçekçi olmayan vaatler veren avukatlardan kaçınılmalıdır. Davayla ilgili gerçekçi ve net bir bilgilendirme yapılması önemlidir.
Gizlilik ve Güvenilirlik Esas Olmalı
Boşanma sürecinde müvekkilin verdiği tüm bilgiler avukat tarafından gizli tutulmalıdır.
Öneri: Avukat ile ilk görüşmenizde, süreci nasıl yöneteceğini ve iletişim tarzını değerlendirin.
Boşanma davasının süresi, mahkemenin iş yoğunluğu, davanın niteliği ve tarafların uzlaşma durumu gibi çeşitli faktörlere bağlı olarak değişir. Tarafların tüm konularda anlaşması halinde, anlaşmalı boşanma süreci genellikle birkaç hafta içinde tamamlanabilir. Ancak, çekişmeli boşanma davalarında delil sunma, tanık dinleme ve mal paylaşımı gibi hukuki süreçler devreye girdiğinden, dava süreci yıllarca sürebilir.
Boşanma davasının gereğinden fazla uzamaması için doğru hukuki adımların atılması ve boşanma avukatı desteği önemlidir. Eksiksiz hazırlanmış dilekçeler, zamanında sunulan deliller ve etkin bir hukuki strateji, sürecin hızlanmasına katkı sağlayabilir. Ayrıca, dava sürecini hızlandırmak için uygulanabilecek hukuki yöntemler ve karşılaşılabilecek olası gecikmelere karşı alınabilecek önlemler de dikkatle değerlendirilmelidir.
Anlaşmalı boşanma davası, tarafların nafaka, velayet, mal paylaşımı ve diğer konularda önceden uzlaştıkları boşanma türüdür.
Ne Kadar Sürer?
Hızlı Sonuç Almak İçin Neler Yapılmalı?
Öneri: Dava dosyasının eksiksiz hazırlanması, boşanma avukatı desteği alınması ve mahkeme yoğunluğu az olan bir şehirde dava açılması süreci hızlandırabilir.
Çekişmeli boşanma, tarafların boşanma veya boşanmanın mali ve hukuki sonuçları konusunda anlaşamadığı durumlarda açılan davalardır.
Ne Kadar Sürer?
Süreyi Uzatan Faktörler:
Öneri: Çekişmeli boşanma davası açacak kişilerin, süreci hızlandırmak için deneyimli bir boşanma avukatı ile çalışması önerilir.
Öneri: Boşanma sürecinin en hızlı şekilde tamamlanması için doğru bir hukuki strateji belirlemek ve iyi bir boşanma avukatı ile birlikte çalışmak önemlidir.
Boşanma süreci sadece tarafların evlilik birliğini sona erdirmesiyle bitmez. Boşanmanın mali sonuçlarından biri de nafaka kararıdır. Türk Medeni Kanunu’na göre, boşanma sonrasında ekonomik olarak güçsüz kalan eşe ve çocuklara belirli şartlar altında nafaka bağlanabilir.
Bu bölümde, nafaka türleri, nafaka miktarının belirlenmesi, nafaka artırma ve azaltma davaları incelenecektir.
Tedbir nafakası, boşanma davası süresince eşin ve çocukların ekonomik durumlarının korunması için mahkeme tarafından hükmedilen geçici nafaka türüdür.
Kimler talep edebilir?
Mahkeme nasıl karar verir?
⚠️ Boşanma davası kesinleştiğinde tedbir nafakası sona erer. Eğer eşin nafaka ihtiyacı devam ediyorsa, yoksulluk nafakasına dönüşebilir.
İştirak nafakası, boşanma davası sonrası velayeti kendisine verilmeyen ebeveynin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katkı sağlaması amacıyla ödediği nafakadır.
İştirak nafakasını kim öder?
Mahkeme nafaka miktarını nasıl belirler?
Önemli Not: İştirak nafakası, çocuk 18 yaşına gelene kadar devam eder. Ancak üniversite eğitimi devam eden çocuklar için nafaka süresi uzatılabilir.
Yoksulluk nafakası, boşanma davası sonrası ekonomik olarak zor duruma düşen eşin hayatını idame ettirebilmesi için bağlanan nafakadır.
Yoksulluk nafakasını kim talep edebilir?
Yoksulluk nafakası ne kadar sürer?
Önemli Not: Yoksulluk nafakası, evliliğin süresine ve tarafların ekonomik durumuna bağlı olarak belirlenir.
Nafaka miktarı, zaman içinde değişen ekonomik koşullara göre artırılabilir veya azaltılabilir. Taraflar, nafakanın güncellenmesi için mahkemeye başvurabilir.
Nafaka artırma davası ne zaman açılır?
Nafaka azaltma davası ne zaman açılır?
Önemli Not: Nafaka davalarında en güncel Yargıtay kararları dikkate alınarak mahkemeye başvurulmalıdır.
Boşanma davalarının en hassas konularından biri de çocukların velayeti ve çocuk haklarının korunmasıdır. Türk Medeni Kanunu’na göre, çocuğun üstün yararı her şeyin üzerinde tutulmalı ve velayet kararları çocuğun fiziksel, psikolojik ve sosyal gelişimi göz önünde bulundurularak verilmelidir.
Bu bölümde velayet davasının nasıl açıldığı, velayetin belirlenme kriterleri, geçici ve kesin velayet kararları, velayet değişikliği davaları ve çocukla kişisel ilişki kurulması konularını detaylı şekilde ele alacağız.
Bu konu hakkında ki Velayet Davası | Hangi Durumda Kim Alır? (2025 Güncel Rehber) isimli yazımızı da inceleyebilirsiniz.
Boşanma davası sonrası velayet davasında öncelikli amaç çocuğun üstün yararını korumaktır. Mahkeme, velayeti belirlerken aşağıdaki kriterleri dikkate alır:
Çocuğun Yaşı ve Gelişim Durumu
Ebeveynlerin Maddi ve Manevi Koşulları
Ebeveynin Çocuğa Karşı Tutumu ve Bağı
Kardeşlerin Ayrılmaması İlkesi
⚠️Velayet, anne veya babadan birinin daha az kusurlu olmasıyla doğrudan bağlantılı değildir. Çocuğun menfaati her zaman en önemli kıstastır.
Boşanma davası süreci uzun sürebileceğinden, mahkemeler çocukların mağdur olmaması için geçici velayet kararı verebilir.
⚠️Geçici velayet, çocuğun davası sonuçlanana kadar güvenli bir ortamda kalmasını sağlamak içindir. Geçici velayeti alan ebeveynin, kesin velayeti de alacağı kesin değildir.
Velayet kararı, kesin hüküm niteliğinde değildir. Ebeveynlerin veya çocuğun yaşam koşullarında önemli değişiklikler olursa velayetin değişmesi için dava açılabilir.
Velayet değişikliği davası hangi durumlarda açılır?
⚠️Velayet değişikliği davası açıldığında, mahkeme çocuğun menfaatlerini korumak için psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarından rapor talep edebilir.
Velayeti alamayan ebeveynin, çocuğuyla düzenli olarak görüşebilmesi için mahkeme görüş günleri belirler.
Görüş günleri nasıl belirlenir?
Görüş günleri ihlal edilirse ne olur?
Önemli Not: Çocuğun görüş günlerinde velayet sahibi ebeveyn, çocuğu diğer ebeveyne teslim etmek zorundadır. Aksi halde hukuki yaptırımlarla karşılaşabilir.
Boşanma sürecinde mal paylaşımı, evlilik boyunca edinilen varlıkların hangi esaslara göre bölüşüleceğini belirler. Türk Medeni Kanunu’na göre eşler, aksi bir sözleşme yapmadıkları sürece “edinilmiş mallara katılma rejimi”ne tabidir. Ancak mal paylaşımının nasıl yapılacağı, hangi varlıkların kişisel mal sayılacağı ve hangi durumlarda bir eşin diğerine karşı alacak hakkı doğacağı gibi konular, çoğu zaman hukuki uyuşmazlıklara yol açar.
Özellikle boşanma davası sürecinde, ev, araba, banka hesapları, şirket hisseleri ve ziynet eşyalarının paylaşımı taraflar arasında büyük anlaşmazlıklara neden olabilir. Bu noktada, boşanma avukatı, müvekkilinin hak kaybına uğramaması için gerekli hukuki işlemleri yürütmeli ve mahkemeye sunulacak delilleri doğru şekilde hazırlamalıdır.
Peki, mal paylaşımı sürecinde hangi yasal düzenlemeler geçerlidir? Hangi mallar “kişisel mal” sayılırken, hangileri “edinilmiş mal” olarak kabul edilir? Mal rejimi tasfiyesi ile ilgili merak edilen tüm hukuki detayları bu yazımızda bulacaksınız.
2002 yılından sonra yapılan evliliklerde, eşler aksi bir sözleşme yapmadıysa “edinilmiş mallara katılma rejimi” geçerlidir.
Evlilik birliği içinde, eşlerden birinin çalışarak veya başka bir şekilde elde ettiği tüm malvarlığı edinilmiş mal olarak kabul edilir. Örneğin:
Boşanma halinde, her eş edinilmiş malların yarısı üzerinde hak sahibi olur. Yani, evlilik boyunca bir eşin üzerine kayıtlı olan mallar, diğer eşin de hakkı olduğu kabul edilerek paylaştırılır.
⚠️Eğer evlilik öncesinde bir mal rejimi sözleşmesi (mal ayrılığı, paylaşmalı mal ayrılığı veya mal ortaklığı) yapılmışsa, paylaşım buna göre yapılır.
Evlilik süresince elde edilen tüm malvarlıkları ortak mal değildir. Bazı mallar, eşlerin kişisel malı olarak değerlendirilir ve paylaşım dışı tutulur.
Örnek:
Ali, evlenmeden önce bir daire satın aldı. Bu daire kişisel maldır ve paylaşım dışında tutulur.
Ayşe, evlilik sırasında babasından miras kalan bir tarlayı devraldı. Miras kalan mal, kişisel mal kabul edilir ve boşanma halinde paylaşılmaz.
Örnek:
Ali ve Ayşe, evlendikten sonra bir ev aldılar ve tapu Ali’nin üzerine yapıldı. Evlilik içinde alındığı için bu ev, ortak mal kabul edilir ve paylaşılır.
Boşanma sürecinde en çok tartışılan konular ev, araba ve ziynet eşyalarının paylaşımıdır.
⚠️ Evlilik süresince alınan ev, hangi eşin üzerine kayıtlı olursa olsun, ortak mal kabul edilir!
⚠️Araba genellikle nakde çevrilerek eşler arasında hisseleri oranında bölüştürülür.
Önemli Not: Ziynet eşyalarının geri alınması için “ziynet alacağı davası” açılabilir!
Mal paylaşımı, boşanma davası kesinleştikten sonra açılabilir.
Mal Paylaşımı Davası Aşamaları
⚠️ Mal paylaşımı davası boşanma kesinleşmeden açılamaz!
Boşanma sürecinde, tarafların en sık talep ettiği hukuki haklardan biri de maddi ve manevi tazminattır. Türk Medeni Kanunu’na (TMK) göre, boşanma davasında daha az kusurlu olan taraf, evliliğin sona ermesi nedeniyle uğradığı zararlar için tazminat isteyebilir. Ancak tazminat talebinin kabul edilmesi için yalnızca kusur yeterli değildir; aynı zamanda bu kusurun diğer eş üzerinde nasıl bir mağduriyet yarattığının da somut delillerle ortaya konması gerekir.
Mahkemeler, tazminat miktarını belirlerken tarafların kusur oranlarını, ekonomik durumlarını ve boşanmanın psikolojik etkilerini dikkate alır. Bu noktada, boşanma avukatı, müvekkilinin hak kaybı yaşamaması adına, süreci en doğru şekilde yönetmeli ve talebin hukuki temellere dayanmasını sağlamalıdır.
Deneyimli bir boşanma avukatının desteğiyle, dava sürecinde tazminat taleplerinin nasıl şekilleneceği, kusur oranına göre hesaplamaların nasıl yapıldığı ve mahkemelerin hangi kriterleri göz önünde bulundurduğu gibi konularda bilgi sahibi olmak, zorlu sürecinizi en iyi şekilde yönetmenize yardımcı olacaktır.
Boşanma davalarında kusur, tazminatın temel belirleyicisidir. Tazminat alabilmek için talepte bulunan tarafın tamamen kusursuz veya daha az kusurlu olması gerekir.
Tazminat talep edebilmek için gerekli şartlar:
Örnekler:
Eşinin zina yaptığını ispat eden bir kadın, boşanma davasında maddi ve manevi tazminat talep edebilir.
Ağır hakaretlere ve fiziksel şiddete maruz kalan bir eş, hem maddi hem manevi tazminat alabilir.
⚠️ Ancak, boşanma davasında iki tarafın da eşit kusurlu olduğu tespit edilirse, hiçbir taraf tazminat alamaz!
Türk Medeni Kanunu’nun 174. maddesi, maddi ve manevi tazminat taleplerini düzenlemektedir.
Maddi Tazminat Hangi Durumlarda Talep Edilir?
Maddi tazminat, boşanma nedeniyle ekonomik kayba uğrayan eşin zararının giderilmesi amacıyla talep edilir.
Maddi tazminat gerektiren bazı durumlar:
Örnek:
Evlilik süresince çalışmayan bir kadın, boşandıktan sonra ekonomik zorluk çekeceği için maddi tazminat talep edebilir.
Eşinin baskısıyla işinden ayrılan bir erkek, boşanma sonrası maddi kaybını tazminat yoluyla talep edebilir.
Manevi tazminat, boşanma nedeniyle kişilik hakları ağır şekilde zedelenen tarafın talep edebileceği tazminattır.
Manevi tazminat gerektiren bazı durumlar:
Örnek:
Eşi tarafından sürekli aşağılanan ve hakarete uğrayan bir kadın, boşanma avukatı desteği ile manevi tazminat talep edebilir.
Eşi tarafından iftiraya uğrayarak sosyal çevresinde itibar kaybı yaşayan bir erkek, boşanma avukatı yardımıyla manevi tazminat alabilir.
⚠️ Manevi tazminat, yalnızca kişilik haklarının ağır bir şekilde ihlal edilmesi durumunda verilir. Hafif derecede tartışma veya basit anlaşmazlıklar nedeniyle manevi tazminat talep edilemez.
Tazminat miktarı, mahkemenin takdir yetkisine bağlıdır. Hakim, tazminat miktarını belirlerken şu kriterleri göz önünde bulundurur:
Tazminat Miktarını Etkileyen Faktörler
Örnek Mahkeme Kararları:
Yargıtay, eşini aldatan ve onu aşağılayan kocanın 500.000 TL manevi tazminat ödemesine hükmetmiştir.
Fiziksel şiddet nedeniyle boşanan bir kadına 2.000.000 TL maddi tazminat verilmiştir.
Tazminat talepleri, boşanma davası ile birlikte veya boşanma davası kesinleştikten sonra avukat desteği ile ayrı bir dava olarak açılabilir.
Maddi ve Manevi Tazminat Davası Açma Süreci
⚠️Tazminat davası, boşanma kesinleştikten sonra 1 yıl içinde açılmazsa zaman aşımına uğrar!
Zaman aşımı diğer bir çok konuda geçerli olabilir. Bu nedenle boşanma avukatı desteği çok önemlidir.
Boşanma davalarında kusurun ispatı, davanın seyrini doğrudan etkileyen en kritik unsurlardan biridir. Ancak mahkemeye sunulacak delillerin yalnızca güçlü değil, aynı zamanda hukuka uygun olması gerekir. Boşanma avukatı, delil toplama sürecini titizlikle yürütmeli ve hukuka aykırı delillerin yaratabileceği riskleri önceden değerlendirmelidir. Aksi takdirde, boşanma davasında sunulan hukuka aykırı deliller yalnızca reddedilmekle kalmaz, aynı zamanda delili sunan tarafın ceza hukuku açısından sorumluluk doğurmasına da yol açabilir.
Bu bağlamda, tanık beyanları, WhatsApp ve SMS yazışmaları, sosyal medya paylaşımları, ses kayıtları ve güvenlik kamerası görüntüleri gibi delillerin hukuka uygun şekilde toplanması ve mahkemeye sunulması büyük önem taşır. Birçok kişi, hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin davada kullanılabileceğini düşünse de, Yargıtay içtihatları bu konuda oldukça katıdır. Boşanma avukatı, sürecin olası risklerini en baştan değerlendirerek, müvekkilinin hak kaybına uğramasını engelleyecek stratejiler geliştirmelidir.
Türk Hukuku’nda delil serbestisi ilkesi geçerlidir. Ancak bu serbesti sınırsız değildir. Hukuka aykırı yollarla elde edilen deliller, mahkemede delil olarak kullanılamaz.
⚠️Hukuka aykırı deliller mahkemede dikkate alınmaz ve delili sunan taraf hakkında suç duyurusunda bulunulabilir.
Tanık beyanları, boşanma davalarında en sık kullanılan delil türlerinden biridir.
⚠️ Ancak, doğrudan davanın tarafı olan eş, diğer eşin tanığı olarak dinlenemez.
Örnek:
Boşanma davasında eşin şiddet uyguladığını iddia eden bir taraf, şiddeti gören bir tanığı mahkemeye sunabilir.
Günümüzde dijital deliller, boşanma davalarında en sık kullanılan delillerden biridir. Ancak bu delillerin mahkemeye hukuka uygun şekilde sunulması gerekmektedir.
WhatsApp, SMS ve Sosyal Medya Yazışmaları Delil Olur mu?
Örnek:
Eşinin WhatsApp mesajlarında başka biriyle ilişkisi olduğunu gösteren kanıtları mahkemeye sunan bir taraf, zina sebebiyle boşanma davası açabilir.
Ses ve görüntü kayıtları, hukuka uygun şekilde elde edilirse delil olarak kullanılabilir.
Ne zaman hukuka uygundur?
⚠️ Karşı tarafın rızası olmadan yapılan gizli ses kayıtları, hukuka aykırı delil sayılabilir ve bu delili sunan kişi hakkında suç duyurusunda bulunulabilir.
Ancak eşler arasındaki özel hayatın gizliliği konusunda Yargıtay’ın farklı kararları bulunmaktadır. Genel olarak, evlilik birliği içinde de bireylerin özel hayatlarının korunması gerektiği kabul edilir. Ancak, bazı durumlarda eşlerin özel hayatına dair bilgilerin delil olarak kullanılabileceği de görülmektedir.
Örneğin, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2008/13614 sayılı kararında, eşinin sadakatinden şüphelenen bir kişinin, ortak konutta eşinin bilgisi dışında ses kaydı almasının özel hayatın gizliliğini ihlal etmeyeceği ve bu delilin hukuka uygun olduğu belirtilmiştir. Bu kararda, evlilik birliğinin yasal yükümlülüklerinin diğer eş için dokunulmaz olmadığı vurgulanmıştır.
Ancak, Yargıtay’ın daha sonraki kararlarında, eşlerin birbirlerine tuzak kurarak veya gizli kamera, ses kayıt cihazı yerleştirerek delil elde etmelerinin hukuka aykırı olduğu ve bu şekilde elde edilen delillerin boşanma davalarında kullanılamayacağı yönünde görüşler de mevcuttur. Özellikle, eşin telefonuna casus yazılım yükleyerek elde edilen kayıtların hukuka aykırı delil sayıldığı kararlar bulunmaktadır.
Örnek:
Eşinin kendisine şiddet uyguladığını ses kaydıyla ispatlayan bir kişi, bu kaydı mahkemeye sunabilir.
⚠️ Özel alanlara izinsiz yerleştirilen gizli kameralar ile elde edilen görüntüler, hukuka aykırıdır!
Delillerin mahkemeye doğru bir şekilde sunulması, davanın seyri açısından kritik öneme sahiptir.
Delil Sunma Adımları:
⚠️ Delillerin geç sunulması, davanın uzamasına ve hak kayıplarına neden olabilir! Ek olarak, dava sürecinin uzamaması için bir boşanma avukatı desteği ile delillerin geçerliliği teyit edilmelidir.
Örnek:
Hakim, delillerin hukuka uygun olup olmadığını değerlendirir ve kararında bu delillere dayanabilir.
Birçok kişi, hatalı stratejiler veya eksik bilgi nedeniyle boşanma davası süreçlerinde hak kayıplarına uğramaktadır. Yanlış boşanma sebebiyle dava açmak, hukuka aykırı delil sunmak, yanlış ifadeler vermek veya süreci boşanma avukatı olmadan yürütmeye çalışmak en yaygın hatalar arasındadır.
Boşanma sürecinde sık yapılan hataları ve bu hatalardan kaçınmak için aşağıdaki noktalara dikkat etmek gerekir.
Türk Medeni Kanunu’nda boşanma sebepleri ikiye ayrılır:
En Yaygın Hata:
Birçok kişi, boşanma davasını açarken yanlış veya eksik boşanma sebebine dayanarak dava açar. Bu da davanın reddedilmesine veya uzamasına neden olabilir.
Örnek Hatalar:
Doğru Yaklaşım:
Boşanma sürecinde hatalı adımlar, davanın seyrini olumsuz etkileyebilir.
En Sık Yapılan Hatalar:
Mahkemeye sunulabilecek aleyhte deliller ortaya çıkabilir.
Eş hakkında hakaret veya iftira niteliğinde paylaşımlar yapmak cezai sorumluluk doğurabilir.
Davanın taraflarından biri mahkemede öfke patlaması yaşarsa, hakim üzerinde olumsuz bir izlenim bırakabilir.
Gergin tavırlar, tanıkların ve karşı tarafın lehine bir atmosfer yaratabilir.
Bu tür deliller mahkemede geçerli sayılmaz ve delili sunan taraf hakkında suç duyurusunda bulunulabilir.
Dikkat Edilmesi Gerekenler:
Birçok kişi, boşanma sürecini kendi başına yürütmeye çalışarak avukat tutmaktan kaçınmaktadır. Ancak bu, geri dönüşü zor hatalara yol açabilir.
Boşanma Avukatı Olmadan Açılan Davalarının Yaygın Sonuçları:
Boşanma Avukatı ile Çalışmanın Avantajları:
Örnek:
Bir kişi, boşanma sürecinde eşinden tazminat talep etmek istemesine rağmen bunu dava dilekçesine eklemezse, ilerleyen süreçte bu talepte bulunamaz.
Anlaşmalı boşanma, eşlerin boşanma sürecini en hızlı ve sorunsuz şekilde tamamlamasını sağlayan bir yöntemdir. Ancak, hatalı veya eksik bir anlaşmalı boşanma protokolü, ilerleyen süreçte hukuki sorunlara yol açabilir.
Bu bölümde, nafaka, mal paylaşımı ve velayet gibi kritik konuların doğru şekilde düzenlenmesi için anlaşmalı boşanma protokolü hazırlarken dikkat edilmesi gereken noktaları ele alacağız.
Anlaşmalı boşanma, Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesi gereğince, eşlerin boşanma ve boşanmanın tüm mali ve hukuki sonuçları üzerinde uzlaşarak mahkemeye başvurmasıyla gerçekleşir.
Protokol, anlaşmalı boşanmanın temel belgesidir ve şu konuları içermelidir:
Önemli: Hakim, protokolü inceler ve tarafların menfaatlerine aykırı bir durum tespit ederse değişiklik talep edebilir. Bu nedenle protokolün doğru hazırlanması büyük önem taşır.
Bir anlaşmalı boşanma protokolü şu bölümlerden oluşmalıdır:
Önemli: Eğer eşler mal paylaşımı konusunda anlaşamazsa, anlaşmalı boşanma mümkün olmaz ve dava çekişmeli boşanma davasına dönüşebilir.
Çekişmeli boşanma davaları, tarafların boşanma, nafaka, tazminat, velayet veya mal paylaşımı gibi konularda anlaşamaması durumunda açılan davalardır. Bu süreç genellikle uzun ve zorlu olup, yanlış stratejiler veya eksik hukuki bilgi nedeniyle hak kayıplarına neden olabilir.
Bu bölümde, çekişmeli boşanma sürecinde karşı tarafın iddialarına nasıl cevap verilmesi gerektiğini, davayı kaybetme risklerini ve hukuki çözümleri irdeleyeceğiz.
Çekişmeli boşanma davaları ortalama 1,5 – 3 yıl sürebilir! Süreci hızlandırmak için delillerin eksiksiz sunulması ve hukuki sürelerin kaçırılmaması büyük önem taşır. Bu tarz sürelerin kaçırılmaması için boşanma avukatı desteği şarttır.
Davalı eş, kendisine yöneltilen suçlamalara nasıl yanıt vereceğini iyi belirlemelidir.
İddialar Gerçeği Yansıtmıyorsa:
İddiaların Kısmen Doğru Olması Durumunda:
Cevap Dilekçesi Nasıl Yazılmalı?
Örnek Savunma:
“Davacı, evlilik birliği içinde tarafımdan fiziksel şiddet gördüğünü iddia etmektedir. Ancak, sunmuş olduğu deliller hukuka aykırı şekilde elde edilmiş olup, Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre hukuka aykırı deliller mahkemede dikkate alınamaz. Ayrıca, tarafımızdan sunulan tanık beyanları ve hastane raporları, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını göstermektedir.”
Savunma dilekçeleri, mutlaka bir boşanma avukatı tarafından hazırlanmalıdır. Yanlış veya eksik ifadeler, mahkeme sürecini olumsuz etkileyebilir.
Kusurun Yanlış Belirlenmesi ve Haksız Tazminat Kararı
Nafaka ve Tazminat Miktarının Yüksek Çıkması
Velayet Hakkının Kaybedilmesi
Mahkeme Kararına İtiraz Etmeme
Delillerin Eksik Sunulması veya Geç Sunulması
Hukuki Sürelere Dikkat Edin:
Tüm Delilleri Eksiksiz Sunun:
Duygusal Değil, Hukuki Savunma Yapın:
Boşanma Avukatı Desteği Alın:
Boşanma süreci, duygusal açıdan oldukça yıpratıcı olabilir. Taraflar arasında çekişmeli bir dava sürecine girmeden önce bazı uyuşmazlıkları çözmek mümkün mü? İşte bu noktada aile arabuluculuğu devreye giriyor. Peki, boşanma davalarında arabuluculuk zorunlu mu, yoksa tarafların tercihine mi bağlı?
Aile arabuluculuğu, boşanmak isteyen eşlerin hukuki süreci mahkemeye taşımadan önce nafaka, velayet, mal paylaşımı gibi konularda uzlaşmalarını sağlayan bir alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemidir. Tarafsız bir arabulucu avukat eşliğinde yapılan görüşmeler, tarafların bir uzlaşma noktasına varmasına yardımcı olabilir.
Arabuluculuk süreci, çekişmeli boşanma davası açılmadan önce belirli konuların netleştirilmesini sağlayarak, tarafların haklarını güvence altına almasına yardımcı olur. Ayrıca, bu süreç özellikle çocuklu çiftler için uzun dava süreçlerini ve yıpratıcı hukuki mücadeleleri önlemeye yardımcı olabilir.
Şu an için boşanma davalarında arabuluculuk zorunlu değildir. Ancak, belirli aile hukukuna ilişkin davalarda arabulucuya başvurulması şartı getirilmesi yönünde hukuki düzenlemeler yapılması gündemde. Özellikle velayet, nafaka ve mal paylaşımı gibi konularda arabuluculuk sisteminin devreye girmesi, mahkemelerin iş yükünü hafifletebilir ve sürecin daha hızlı ilerlemesine katkı sağlayabilir.
Ancak günümüzde, arabuluculuk tamamen tarafların isteğine bağlı bir süreçtir. Eşler, mahkemeye gitmeden önce bir arabulucu yardımıyla uzlaşmayı tercih edebilirler. Özellikle anlaşmalı boşanmalarda, arabuluculuk süreci taraflara hukuki konuları daha sağlıklı değerlendirme ve maddi-manevi hak kayıplarını önleme imkânı sunar.
Boşanma davalarında arabuluculuk zorunlu olmasa da, süreci daha hızlı, ekonomik ve daha az yıpratıcı hale getirebilir. Eğer taraflar bir uzlaşma yoluyla haklarını koruyarak boşanmak istiyorsa, arabulucu ile görüşme yaparak dava açmadan önce konuları netleştirmek faydalı olabilir.
Yakın gelecekte boşanma davalarında arabuluculuk zorunlu hale gelebilir. Bu nedenle, boşanmayı düşünen eşlerin şimdiden bu yöntemi değerlendirmesi, sürecin daha kolay ilerlemesine yardımcı olabilir.
Boşanma davalarında Yargıtay kararları, mahkemelerin karar verirken dayandığı en önemli hukuki kaynaklardan biridir. Özellikle nafaka, velayet ve tazminat gibi konularda Yargıtay’ın emsal nitelikteki içtihatları, alt mahkemelere yol gösterici olur ve davaların nasıl sonuçlanabileceğine dair önemli ipuçları sunar.
Peki, Yargıtay boşanma davalarında nasıl kararlar veriyor? Hangi durumlarda tazminat ödeniyor, hangi hallerde velayet değiştirilebiliyor? İşte Yargıtay’ın boşanma davalarına bakışı ve en güncel emsal kararlar!
Yargıtay, boşanma davalarında delillerin sunulması, kusur oranlarının belirlenmesi ve tarafların haklarının korunması konusunda birçok önemli karar vermektedir. İşte bazı öne çıkan Yargıtay içtihatları:
Sadakatsizlik (Zina) Nedeniyle Boşanma:
Yargıtay, zina sebebiyle açılan boşanma davalarında kesin delil aranmadığını ancak şüpheyi güçlü şekilde doğrulayan olayların mahkeme tarafından dikkate alınması gerektiğini belirtmiştir.
Emsal Karar:
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2022/4567 E., 2022/8921 K. sayılı kararında, eşinin telefon kayıtlarında başkasıyla sürekli görüşmelerinin bulunmasını, gece geç saatlerde mesajlaşmasını ve samimi görüntüleri zina şüphesini güçlendiren deliller olarak kabul etmiş ve boşanmaya karar verilmesi gerektiğini vurgulamıştır.
Şiddetli Geçimsizlik Nedeniyle Boşanma:
Yargıtay’a göre, evlilik birliğinin temelinden sarsılması için tarafların artık ortak hayatı sürdüremeyecek ölçüde anlaşmazlık içinde olması gerekmektedir. Bu durumda haklı sebep gösteren tarafın boşanma talebi kabul edilir.
Emsal Karar:
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2021/5892 E., 2022/1323 K. sayılı kararında, eşlerin sürekli kavga ettiği, birbirlerine ağır hakaretlerde bulunduğu ve bir arada yaşamalarının imkânsız hale geldiği tespit edilerek boşanma kararı verilmiştir.
Yoksulluk Nafakası ve Kusur Oranı:
Yargıtay, yoksulluk nafakasının bağlanabilmesi için nafaka talep eden eşin diğer taraftan daha az kusurlu veya kusursuz olması gerektiğini belirtmektedir.
Emsal Karar:
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2023/11234 E., 2023/2345 K. sayılı kararında, boşanmada ağır kusurlu olan eşin yoksulluk nafakası talep edemeyeceğini ve nafaka alabilmek için diğer eşe kıyasla daha az kusurlu olması gerektiğini vurgulamıştır.
İştirak Nafakası (Çocuk Nafakası):
Çocukların velayetini alan taraf, çocuğun bakımı için diğer eşten katkı payı talep edebilir. Yargıtay, iştirak nafakasının çocuğun yaşına, eğitim durumuna ve yaşam standartlarına uygun olarak belirlenmesi gerektiğini belirtmiştir.
Emsal Karar:
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2022/7654 E., 2023/4211 K. sayılı kararında, çocuğun özel okulda okuduğu ve eğitim masraflarının yüksek olduğu dikkate alınarak, iştirak nafakasının düşük belirlenmesinin hakkaniyete aykırı olacağını ve nafakanın artırılması gerektiğini karara bağlamıştır.
Velayetin Değiştirilmesi:
Yargıtay, çocuğun üstün yararını gözeterek velayet kararlarını değerlendirmektedir. Eğer velayet sahibi ebeveyn çocuğun bakımına gerekli özeni göstermiyorsa veya çocuğun gelişimini olumsuz etkileyen davranışlarda bulunuyorsa, velayet değiştirilebilir.
Emsal Karar:
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2023/2115 E., 2023/6523 K. sayılı kararında, anneye verilen velayetin değiştirilmesine karar vermiştir. Gerekçe olarak, annenin çocuğu okula göndermemesi, ilgisizliği ve çocuğun eğitim hayatını olumsuz etkilemesi gösterilmiştir.
Velayet Davalarında Çocuğun Görüşü:
Yargıtay, belirli bir yaşın üzerindeki çocukların görüşünün alınması gerektiğini belirtmektedir. Özellikle 8 yaş ve üzeri çocuklar, hangi ebeveynle kalmak istediklerini ifade edebilirler ve mahkeme bu görüşü dikkate almalıdır.
Emsal Karar:
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, 2021/4389 E., 2022/7721 K. sayılı kararında, velayeti anneye verilen çocuğun babayla yaşamak istemesi dikkate alınmış ve çocuğun üstün yararı gözetilerek velayetin babaya verilmesine karar verilmiştir.
Maddi ve Manevi Tazminat Talepleri:
Yargıtay, maddi ve manevi tazminat taleplerinde kusur oranını dikkate alarak karar vermektedir. Kusurlu eşin, diğer tarafa manevi anlamda zarar verdiği ispat edilirse, manevi tazminata hükmedilebilir.
Emsal Karar:
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2022/3124 E., 2023/889 K. sayılı kararında, eşine sürekli psikolojik baskı yapan ve ailesiyle görüştürmeyen erkeğin, boşanma sonrasında eski eşine manevi tazminat ödemesi gerektiğine hükmetmiştir.
Ekonomik Şiddet ve Tazminat:
Yargıtay, ekonomik şiddeti de tazminat sebebi olarak değerlendirmektedir. Eğer eşlerden biri, diğerini ekonomik olarak zor durumda bırakıyor, çalışmasını engelliyor veya maddi imkanlarını kısıtlıyorsa, bu durum boşanma tazminatına konu olabilir.
Emsal Karar:
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, 2021/5821 E., 2022/3344 K. sayılı kararında, eşine çalışmasına izin vermeyen ve tüm ekonomik kaynakları kontrol eden kişinin boşanma davasında karşı tarafa tazminat ödemesine karar verilmiştir.
Yargıtay kararları, boşanma davalarında hak arayan taraflar için yol gösterici niteliktedir. Özellikle nafaka, velayet, tazminat ve boşanma sebepleriyle ilgili verilen emsal kararlar, gelecekte açılacak davalar açısından önemli hukuki örnekler sunar.
Boşanma sürecinde Yargıtay içtihatlarını dikkate alarak bir strateji belirlemek, hak kayıplarını önlemek açısından kritik bir adımdır. Bu nedenle, boşanma davası sürecinde deneyimli bir boşanma avukatı ile çalışmak en doğru yaklaşım olacaktır.
Boşanma süreci, özellikle çocukların velayeti söz konusu olduğunda taraflar arasında ciddi anlaşmazlıklara yol açabilir. Velayeti kaybetmek istemeyen veya çocuğunun diğer ebeveynle kalmasını kabul etmeyen taraf, bazen hukuka aykırı yollara başvurabilir. Bunlardan en ciddi olanı, çocuğun diğer ebeveynden habersiz şekilde kaçırılması veya yurtdışına götürülmesidir.
Bu tür durumlar hem Türk Ceza Kanunu (TCK) hem de uluslararası hukuk kapsamında ağır yaptırımlara tabidir. Özellikle, Türkiye’nin taraf olduğu Lahey Sözleşmesi (Çocuk Kaçırmanın Hukuki veçhelerine Dair Lahey Sözleşmesi) gibi uluslararası düzenlemeler, çocuğun kaçırıldığı ülkeye iadesini sağlamak için hukuki yollar sunar.
Çocuğun hukuka aykırı şekilde diğer ebeveynden alınması veya yurtdışına çıkarılması Türk Ceza Kanunu’nda “kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma” (TCK m.109) ve “velayet hakkının ihlali” (TCK m.234) suçları kapsamında değerlendirilir.
Türkiye, çocuk kaçırma davalarında uluslararası iş birliğini sağlamak için çeşitli sözleşmelere taraf olmuştur.
Çocuğu kaçırılan ebeveyn, öncelikle Aile Mahkemesi’ne velayet ihlali nedeniyle başvurmalı ve eğer çocuk yurtdışına götürülmüşse Adalet Bakanlığı’na resmi başvuru yaparak iade sürecini başlatmalıdır. Bu süreçte, uluslararası boşanma avukatı ile çalışmak hukuki sürecin daha hızlı ve etkili ilerlemesini sağlar.
Çocuk kaçırma davaları, hem hukuki hem de psikolojik olarak son derece yıpratıcıdır. Bu nedenle, boşanma sürecinde çocuğun velayetinin düzenlenmesi aşamasında her iki tarafın da hukuki sürece uygun şekilde hareket etmesi, ileride yaşanabilecek büyük sorunların önüne geçilmesini sağlayacaktır.
Boşanma süreci, sadece evlilik birliğinin sona ermesi değil, aynı zamanda tarafların mali ve ebeveynlik haklarının düzenlenmesini de içerir. Tarafların mal paylaşımı, nafaka ve velayet gibi konularda haklarını bilmesi ve süreci doğru yönetmesi, ilerleyen yıllarda büyük mağduriyetler yaşamamak açısından kritik öneme sahiptir. Aynı zamanda, boşanma sürecinde eşlerin yükümlülüklerine de dikkat etmesi gerekir. Hukuka aykırı adımlar, davada aleyhe sonuçlar doğurabilir.
Boşanma davası açıldığında taraflardan biri, mal paylaşımında diğer eşin haklarını gasp etmek amacıyla üzerindeki taşınmazları (ev, arsa, araba vb.) devredebilir, satabilir veya üçüncü kişilere aktarabilir. Bu tür işlemler hukuka aykırıdır ve hakkaniyete uygun bir mal paylaşımı yapılmasını engelleyebilir.
Böyle bir durumun önüne geçmek için şu adımları izlemek önemlidir:
Bu adımları zamanında atmamak, boşanma sonrasında ciddi hak kayıplarına yol açabilir. Boşanma avukatı ile süreci yönetmek, hukuki açıdan doğru adımların atılmasını sağlar.
Boşanma sürecinde eşlerin nafaka ve velayet hakları yasalar çerçevesinde belirlenir. Ancak süreç boyunca bilinçli hareket edilmezse, taraflardan biri hak kaybına uğrayabilir.
Boşanma sürecinde hak kaybına uğramamak için hukuki sürecin dikkatle takip edilmesi ve profesyonel destek alınması büyük önem taşır. Deneyimli bir boşanma avukatı ile çalışmak, mal paylaşımından nafaka ve velayete kadar tüm süreçlerin sorunsuz ilerlemesini sağlayacaktır.
Boşanma süreci, kadınlar için ekonomik, sosyal ve psikolojik birçok zorluk içerebilir. Özellikle ekonomik açıdan dezavantajlı konumda olan veya ev içi şiddete maruz kalmış kadınlar için hukuki hakların bilinmesi büyük önem taşır. Türk Medeni Kanunu ve ilgili mevzuat, boşanma sürecinde kadınların ekonomik güvencelerini ve güvenliklerini sağlamak için çeşitli haklar tanımaktadır.
Boşanma sürecinde ve sonrasında kadınların ekonomik hakları nafaka, tazminat ve mal paylaşımı gibi konularla doğrudan ilgilidir. Haklarını tam olarak bilmeyen kadınlar, boşanma sonrasında ciddi ekonomik sıkıntılar yaşayabilir.
Kadın, boşanma sonrası ekonomik olarak zor duruma düşecekse ve kusuru diğer eşten daha ağır değilse, yoksulluk nafakası talep edebilir. Ayrıca, dava süresince mağdur olmamak için tedbir nafakası da talep edilebilir. Çocuk varsa, iştirak nafakası ile çocuğun masrafları diğer ebeveynden talep edilebilir.
Eğer kadın, boşanmaya neden olan olaylarda daha az kusurlu veya tamamen kusursuzsa, maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Örneğin, zina veya şiddet nedeniyle boşanma söz konusu olduğunda, mağdur olan taraf olarak kadın yüksek miktarda tazminat kazanabilir.
Boşanma sürecinde veya öncesinde fiziksel, psikolojik, ekonomik veya cinsel şiddete maruz kalan kadınlar, kendilerini koruma altına almak için çeşitli hukuki yollara başvurabilir.
Şiddete maruz kalan kadınlar, Aile Mahkemesi’ne başvurarak 6284 Sayılı Kanun kapsamında koruma kararı talep edebilir. Bu karar kapsamında;
Fiziksel şiddet, tehdit veya taciz durumunda, en yakın karakola veya savcılığa başvurarak suç duyurusunda bulunulabilir.
Kadınlar Haklarını Bilmeli ve Korumalıdır
Boşanma sürecinde kadınlar, ekonomik ve hukuki haklarını bilerek hareket etmeli ve gerektiğinde hukuki destek almalıdır. Mal paylaşımı, nafaka, tazminat gibi konular, yanlış yönlendirmeler nedeniyle kadınların mağdur olmasına neden olabilir. Özellikle şiddet mağduru kadınlar için hızlı hareket etmek ve koruma kararları almak, hayati önem taşır.
Bu süreçte bir boşanma avukatı ile çalışmak, tüm hakların eksiksiz bir şekilde korunmasını sağlayarak kadınların güvende ve ekonomik olarak güçlü bir şekilde hayatlarına devam etmesine yardımcı olur.
Boşanma davalarında erkeklerin hakları, özellikle nafaka yükümlülükleri, velayet süreci ve mal paylaşımı gibi konular açısından büyük önem taşır. Çoğu zaman boşanma davalarında kadınların hakları öne çıksa da, erkeklerin de hukuki olarak korunması gereken hakları ve itiraz yolları bulunmaktadır.
Boşanma davalarında çocukların velayeti genellikle annelere verilse de, her dava kendi içinde farklı dinamikler barındırır. Velayet konusunda karar verilirken çocuğun üstün yararı esas alınır ve babalar da velayet hakkı için başvuruda bulunabilir.
Genellikle küçük yaştaki çocukların anne bakımına ve ilgisine ihtiyaç duyduğu kabul edilir. Ancak aşağıdaki durumlarda baba, çocuğun velayetini alabilir:
Eğer velayet kararı babanın aleyhine sonuçlanmışsa, belirli şartlar oluştuğunda velayet değişikliği davası açılabilir.
baba, velayet kararının değiştirilmesini talep edebilir.
Velayet babaya verilmediğinde bile baba, çocuğu ile düzenli olarak görüşme hakkına sahiptir.
Boşanma davalarında erkeklerin en çok karşılaştığı hukuki yükümlülüklerden biri de nafaka ödeme zorunluluğudur. Ancak nafaka, her durumda zorunlu bir ödeme değildir ve hukuki süreçlerle azaltılabilir veya kaldırılabilir.
Eğer nafaka ödemesi, babanın ekonomik durumunu zorlaştırıyorsa ve kadının maddi durumu iyileşmişse, mahkemeye başvurularak nafakanın azaltılması talep edilebilir.
Örnek: Erkek, iş kaybı yaşadıysa veya ciddi sağlık sorunları nedeniyle çalışamaz hale geldiyse, bu durum belgelenerek mahkemeye sunulmalıdır.
Aşağıdaki durumlar oluştuğunda, nafakanın tamamen kaldırılması için dava açılabilir:
Bazen mahkemeler, erkeğin gelir durumu tam incelenmeden yüksek nafaka tutarları belirleyebilir. Bu tür durumlarda:
Boşanma sürecinde erkekler de nafaka, velayet ve mal paylaşımı konularında ciddi hak kayıplarıyla karşılaşabilir.
Bu nedenle, alanında uzman bir boşanma avukatı ile çalışmak, hem maddi hem de manevi açıdan en doğru adımları atmayı sağlar.
Boşanma sürecinde veya öncesinde fiziksel, psikolojik, ekonomik ya da cinsel şiddete maruz kalan bireylerin korunması amacıyla, 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun kapsamında çeşitli önlemler alınmaktadır. Bu yasa, özellikle kadınların ve çocukların şiddet tehdidinden uzak, güvenli bir hayat sürdürebilmeleri için geniş kapsamlı koruma tedbirleri öngörmektedir.
6284 sayılı Kanun kapsamında, şiddet mağdurları veya şiddet tehdidi altında olan kişiler, herhangi bir delil sunmadan koruma talep edebilirler. Uzaklaştırma kararı almak için aşağıdaki adımlar izlenmelidir:
Yetkili Makamlara Başvuru:
Mahkeme Kararıyla Verilen Koruma Tedbirleri:
Uzaklaştırma kararı genellikle 4 ila 6 ay arasında verilir, ancak ihlal edilmesi durumunda hapis cezası uygulanabilir.
Şiddet mağdurları, kendilerini güvende hissetmediklerinde veya acil koruma gerektiğinde aşağıdaki merkezlere başvurabilirler:
Boşanma sürecinde ve sonrasında şiddetten korunmak, hukuki hakları bilinçli bir şekilde kullanmakla mümkündür. 6284 sayılı Kanun, mağdurlara geniş çaplı koruma sağlasa da, bu sürecin doğru adımlarla ve profesyonel hukuki destekle yürütülmesi büyük önem taşır.
Boşanma davalarında avukatlık ücretleri, davanın niteliğine, karmaşıklığına ve avukatın deneyimine göre değişiklik gösterir. İstanbul’da 2025 yılı için boşanma avukatı ücretleri, Türkiye Barolar Birliği ve İstanbul Barosu tarafından belirlenen asgari ücret tarifeleri ve tavsiye niteliğindeki ücret çizelgeleri doğrultusunda şekillenmektedir.
Anlaşmalı boşanma davaları, tarafların tüm konularda uzlaşması nedeniyle genellikle daha kısa sürede sonuçlanır ve bu durum avukatlık ücretlerine de yansır.
Çekişmeli boşanma davaları, nafaka, velayet, mal paylaşımı gibi konularda anlaşmazlıkların bulunması nedeniyle daha uzun ve karmaşık bir süreç gerektirir. Bu nedenle avukatlık ücretleri de daha yüksek olabilir.
Nafaka ve tazminat talepleri, boşanma davalarının önemli bir parçasını oluşturabilir ve bu davalar ayrı birer hukuki süreç olarak da ele alınabilir.
Önemli Not: Belirtilen ücretler, asgari ve tavsiye niteliğindeki ücretlerdir. Avukatlık hizmetlerinin kapsamı, davanın özellikleri ve avukatın deneyimi gibi faktörlere bağlı olarak ücretler değişiklik gösterebilir. Bu nedenle, spesifik bir dava için en doğru bilgi ve ücretlendirme, doğrudan ilgili avukatla yapılacak görüşme sonucunda netleşecektir.
Boşanma süreci, hem duygusal hem de maddi açıdan zorlayıcı olabilir. Özellikle ekonomik durumu yetersiz olan bireyler için avukatlık ücretleri ve dava masrafları ciddi bir yük oluşturabilir. Bu noktada, devlet tarafından sağlanan adli yardım hizmetleri ve ücretsiz boşanma avukatı desteği, maddi durumu yetersiz olan kişilerin haklarını korumasına yardımcı olmaktadır.
Adli yardımdan yararlanabilmek için hukuki ve ekonomik şartların birlikte sağlanması gerekir. Adli yardım hizmeti, özellikle şu durumlarda geçerli olabilir:
Adli yardıma başvurabilmek için, gelir durumunu gösterir belgeler, ikametgah bilgileri ve boşanma davasına ilişkin evraklar ile başvuru yapılmalıdır.
İstanbul Barosu, maddi durumu yetersiz olan bireylere ücretsiz avukat desteği sağlayan en önemli kurumlardan biridir. Boşanma davaları için İstanbul Barosu Adli Yardım Bürosu üzerinden başvuru yapılabilir.
Önemli Not: Adli yardım talebinin kabul edilmesi, başvurunun incelenmesi ve ekonomik yetersizlik durumunun ispatlanması koşuluna bağlıdır. Başvurunun olumlu sonuçlanması halinde ücretsiz bir avukat atanır ve dava masrafları karşılanır.
Eğer ekonomik nedenlerle boşanma davası açamıyorsanız veya hukuki destek almakta zorlanıyorsanız, İstanbul Barosu’nun adli yardım hizmetlerinden faydalanarak boşanma sürecinizi hukuki destekle yönetebilirsiniz.
Boşanma davalarında tanık beyanları, delil niteliği taşıyan en önemli unsurlardan biridir. Tanık ifadeleri, özellikle şiddet, sadakatsizlik (zina), terk, ekonomik şiddet veya psikolojik baskı gibi ispatı zor olan konularda büyük bir rol oynar. Hakim, tarafların iddialarını değerlendirirken tanık beyanlarını dikkate alarak boşanma kararı verebilir. Bu nedenle, tanıkların doğru seçilmesi ve ifadelerinin hukuki çerçevede hazırlanması büyük önem taşır.
Tanıklar, davada iddiaları destekleyen kişisel gözlemlere sahip olmalıdır. Hukuki süreçte tanıklık edecek kişiler şu kriterlere göre belirlenmelidir:
Örnek Tanık Seçimleri:
Tanık ifadeleri, somut delillerle desteklenebilecek şekilde hazırlanmalıdır. Mahkemeye sunulacak tanık beyanlarının içeriğinde şu unsurlar bulunmalıdır:
“Ben, apartmanda yaşayan bir komşu olarak, davalı eşin davacıya defalarca yüksek sesle bağırdığını ve tartışmalar sırasında fiziksel şiddet uyguladığını gördüm. 10 Mart 2023’te, gece saat 23.00 civarında, evden yükselen çığlıkları duyduktan sonra güvenliği aradım ve olay yerine polis geldi.”
Mahkemede tanıkların ifadeleri yeminli olarak alınır ve eksik veya yanlış bilgi vermek hukuki ve cezai yaptırımlara neden olabilir. Bu nedenle tanıkların doğru ve eksiksiz bilgi vermesi, boşanma sürecinin sağlıklı ilerleyebilmesi için kritik öneme sahiptir.
Boşandıktan sonra kadınların yeniden evlenebilmesi için belirli bir süre beklemeleri gerektiğini biliyor muydunuz? Türk Medeni Kanunu’nun 132. maddesi, boşanan kadınların 300 gün boyunca yeniden evlenmesini engelleyen bir düzenleme getiriyor. Bunun sebebi, olası bir hamilelik durumunda doğacak çocuğun soybağıyla ilgili karışıklıkları önlemek.
Ancak, bu bekleme süresine tabi olmamak mümkün. Eğer kadın hamile olmadığını kanıtlayabiliyorsa, aile mahkemesine başvurarak iddet süresinin kaldırılmasını talep edebilir. Peki bu süreç nasıl işliyor?
Türk Medeni Kanunu madde 132, boşanmış bir kadının tekrar evlenebilmesi için 300 gün beklemesini şart koşar.
Bu sürenin konulmasının temel nedenleri şunlardır:
Önemli noktalar:
Kadınlar, hamile olmadıklarını kanıtlamaları halinde aile mahkemesine başvurarak iddet süresinin kaldırılmasını talep edebilirler. Bu süreç şu adımlardan oluşur:
1. Yetkili Mahkemeye Başvuru:
2. Hamile Olmadığını Gösteren Sağlık Raporu:
3. Mahkeme Kararı ve Nüfus Müdürlüğü İşlemleri:
Eğer kadın boşandığı eşiyle yeniden evlenmek istiyorsa, 300 gün beklemesine gerek yoktur.
Eğer farklı biriyle evlenmek istiyorsa, iddet süresinin kaldırılması için mahkemeye başvurması gerekmektedir.
Dikkat Edilmesi Gerekenler:
İddet süresi, hukuken kadınların 300 gün boyunca yeni bir evlilik yapmasını engelleyen bir düzenlemedir. Ancak, hamile olunmadığını resmi bir raporla kanıtlayan kadınlar, aile mahkemesine başvurarak bu sürenin kaldırılmasını sağlayabilirler. Sürecin hızlanması ve olası hukuki aksaklıkların önüne geçilmesi için bir boşanma avukatı ile çalışmak her zaman avantaj sağlar.
Boşanma, sosyal güvenlik hakları açısından da önemli sonuçlar doğurur. Boşandıktan sonra özellikle sağlık sigortası ve dul/yetim maaşı gibi haklar konusunda birçok kişi belirsizlik yaşayabiliyor. Peki, boşandıktan sonra SGK hakları nasıl etkilenir?
Evli olan kişiler, eğer kendileri sigortalı değilse, eşlerinin SGK kapsamında sağladığı genel sağlık sigortasından (GSS) yararlanabilirler. Ancak boşanma gerçekleştiğinde bu hak sona erer.
Önemli:
Dul ve yetim maaşı, ölen eş veya ebeveyn üzerinden bağlanan maaş türleridir. Ancak boşanma durumunda bu maaşın alınıp alınamayacağı kişisel duruma göre değişir.
Dul Maaşı:
Yetim Maaşı:
Bazı kişiler resmi olarak boşandığı halde fiilen eski eşiyle birlikte yaşamaya devam ederek yetim maaşı almaya çalışıyor. Ancak bu durum SGK tarafından usulsüzlük olarak değerlendiriliyor ve ciddi yaptırımları var.
SGK, boşandığı halde birlikte yaşamaya devam edenleri tespit ettiğinde şu yaptırımları uygular:
Bu nedenle boşandığı halde yetim maaşı almak için eski eşiyle fiilen evli gibi yaşayan kişiler büyük risk almış olur.
Boşanma sürecinde sosyal haklarınızı kaybetmemek için SGK ve sosyal güvenlik düzenlemeleri hakkında bilgi sahibi olmak önemlidir. Sağlık sigortası, dul ve yetim maaşı gibi konularda hak kaybı yaşamamak adına bir SGK uzmanına veya boşanma avukatına danışarak süreci en doğru şekilde yönetmek gerekir.
Boşanma sonrasında en sık karşılaşılan sorunlardan biri, mahkeme kararıyla bağlanan nafakanın ödenmemesi durumudur. Nafaka alacaklısı olan kişi, nafakasını tahsil edemediğinde icra yoluyla tahsilat yapabilir ve hatta belirli şartlar altında borçlu hakkında hapis cezası bile gündeme gelebilir. Peki, nafakasını alamayan kişiler ne yapmalı ve icra süreci nasıl işler?
Bir kişi mahkeme tarafından bağlanan yoksulluk nafakası, iştirak nafakası veya tedbir nafakasını düzenli olarak alamıyorsa hukuki yollara başvurarak tahsil işlemi başlatabilir.
İlk Adım: İhtarname Gönderme
Öncelikle, nafaka borçlusuna noter aracılığıyla bir ihtarname gönderilerek borcun ödenmesi talep edilir. Ancak noter ihtarnamesi zorunlu bir işlem değildir, doğrudan icra takibi de başlatılabilir.
İcra Takibi Açma
Nafaka alacaklısı, nafakasını tahsil edebilmek için İcra ve İflas Kanunu’nun 344. maddesi kapsamında icra takibi başlatabilir. Bu takip için:
1. Aşama: Nafaka Borçlusuna Ödeme Emri Gönderilmesi
2. Aşama: Maaş ve Mal Varlığı Üzerine Haciz Konulması
3. Aşama: Tazyik Hapsi (3 Aya Kadar Hapis Cezası)
Dikkat Edilmesi Gerekenler:
Bazı durumlarda nafaka tahsilatı icra takibiyle de mümkün olmayabilir. Böyle bir durumda şu yöntemler kullanılabilir:
Nafaka ödemelerinin aksatılması, sadece maddi sıkıntıya neden olmakla kalmaz, aynı zamanda hukuki yaptırımlara da yol açar. Bu nedenle nafakasını alamayan kişiler vakit kaybetmeden icra takibi başlatarak alacaklarını güvence altına almalıdır. Eğer süreç karmaşık hale gelirse, bir nafaka avukatından destek almak en sağlıklı çözüm olacaktır.
Davayı hızlandırmak için:
Türk Medeni Kanunu’nun 166. maddesine göre, anlaşmalı boşanma davası açabilmek için evliliğin en az 1 yıl sürmüş olması gerekir.
Eğer evlilik 1 yıldan kısa sürmüşse:
En hızlı boşanma yolu: 1 yıl dolduktan sonra, eşlerin nafaka, velayet, mal paylaşımı gibi konularda anlaşarak anlaşmalı boşanma davası açmasıdır.
Evet, bazı durumlarda nafaka ödemekten kaçınmak mümkün olabilir.
Nafaka bağlanmaması için:
Bağlanan nafakanın kaldırılması için:
Nafaka iptali veya nafaka indirme davası açarak mahkemeden nafakanın kaldırılması talep edilebilir.
Çekişmeli boşanma, eşlerin boşanma, velayet, nafaka veya mal paylaşımı gibi konularda anlaşamaması durumunda açılır.
Çekişmeli boşanma süreci:
Davanın hızlanması için:
Eğer boşanma davası reddedilirse, davayı açan tarafın 3 yıl boyunca aynı sebeple yeni bir boşanma davası açması mümkün değildir. Ancak bazı hukuki yollar mevcuttur:
Boşanma davasının reddedilmesini önlemek için:
Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.
Haseki Sultan, Kızılelma Cd.
Fatih/İstanbul
av.melisagundogdu@gmail.com
+90 (538) 819 60 61
av.egecangundogdu@gmail.com
+90 (554) 222 97 45